//
you're reading...
Havadan Sudan

sonu S ile biten kabuslar…

Hemen kendi bildiklerimle başlıyorum saymaya. KPSS, KPDS, ALES, UDS,YDS,LYS,SBS,TUS…böyle devam ediyor gidiyor peşi sıra. Hesapta isimleri çok kısa olmasına rağmen upuzun bir yolculuktan sonra başbaşa kalınan sınavlar kabilesi…

.

Yüzyıllar öncesinden gelen bir kabile durmuş çölün ortasında. Çöl neticede ne gelen var ne giden. Geliş amaçları birilerine fayda sağlamak olsa da pek mümkün değilmiş bir çölde birisine fayda sağlamak.  Ne yapsak ne yapsak diye düşünürlerken içlerinden birisinin aklına birdenbire bir fikir gelmiş. “Neden kaktüslerin dikenlerini temizleyip onları birer insana benzetmiyoruz? Madem burada insan yok biz de onları insana benzetip öyle hizmet edelim.” Bu dahiyane fikri diğer kabile üyeleri de kabul etmişler. Hemen akabinde başlamış kabile üyeleri çalışmaya. Kimisi dikenleri tek tek temizlerken kimisi de onlara göz, ağız vs uzuvlar yaparak kaktüslere insani özellikler kazandırmaya çalışıyorlarmış.

Günler günleri kovalamış, en sonunda çalışmalar neticeye ulaşmış. Bütün kabile üyeleri toplanmışlar, geçmişler kaktüslerin karşısına. uzun uzun bakmışlar yaptıkları eserlerine. Kimi büyük kimi küçük yüzlerce kaktüs artık birer insan kopyasına dönüşüvermiş. Sonra başlamış kabile üyeleri bu insancıklara iyilik yapmaya. Çabalayıp durmuşlar ilk günden itibaren, ellerinden ne geliyorsa sunmuşlar insancıklara. Onlar ellerinden geleni yapmışlar yapmasına da bu insancıklar yapılan hiçbir iyiliği kabul etmiyorlarmış nedense. Kabile üyeleri ne yaptılarsa kabul ettirememişler iyiliklerini. Bu uğraşlar da günler sürmüş ve neticede umutları tüketmiş.  Ne kabile üyelerinin çabaları, ne istekleri, ne özverileri hiçbir şey işe yaramamış. Bütün o çabalar boşa gitmiş. Gel gelelim ne kabilede bir şey yapmaya mecal kalmış ne de kaktüsler gerçekten insana benzemiş. Kısacası kimsenin kimseye faydası olmamış aksine zararı olmuş.

Tamam bu sınavlar iyi güzel de olmuyor işte ol-mu-yor. Adalet dağıtma hayalleri ile nice hayatlar sönüyor. Mesela şu KPSS yüzünden nice üniversite mezunu öğretmenlerin (dikkat ederseniz öğretmen adayı demiyorum, onlar zaten öğretmen) hayatları tek bir sınava endekse olmuş halde geçerken, adım adım hayatı kaçırdıkları yalan mıdır? Tazecik bilgiler, kültürel açlık, bireysel gelişim..bunların hepsi kocaman bir boşluğun içine düşüp kaybolurken geriye 5er şıktan oluşan kafa karıştırmak için sorulan sorular kalıp yerleşiyor hayatlarının tam ortasına.

Ne denir ki, ne sorulur bilinmez. Kendimizi avutmak belki biraz olsun iyi hissetmek için belki şunları söyleyebiliriz.

“Biz kalabalık bir ülkeyiz, mecburiyetten sınav yapıyoruz.”  (tabi tabi)

“Sınavlar sayesinde adaletli yerleşim oluyor.” (tabi tabi)

“Sınavlar olmazsa kaos olur” (gelişmiş ülkelerde hiç kaos olmuyor ama)

Ohoo liste uzar gider..böyle gelmiş böyle de gider…

sevgiler..

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: