//
you're reading...
Okul Öncesinde İngilizce

Okul öncesinde İngilizce Ol-ma-lı !!!

Neden böyle bir başlık attım, hemen anlatayım..

Bundan yaklaşık 3 ay evvel, bir arkadaşımla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı’na gittik. Malum Ankara’da yaşayınca bu şekilde sanki sinemaya gidermiş gibi MEB e gidebiliyorsunuz :)) 

Mevzu şöyle gelişti. Yine bir gün çok yakın bir öğretmen arkadaşımla oturmuş sohbet ederken, okul öncesi ile ilgili bir konuya takılı kaldık. Her ikimiz de eğitim ile ilgili artılardan eksilerden bahsediyorduk. Konu dallandı budaklandı ve en sonunda okul öncesi kurumlarda verilen İngilizce derslerine geldi. Nitekim ben de okul öncesi kurumlarında İngilizce öğretmenliği yapan birisi olarak, arkadaşıma olup biteni, gördüklerimi, anılarımı anlatıyordum. Öyle ki ben ne zaman komik bulduğum veya beni çok şaşırtan bir olay anlatsam arkadaşım hayretler içinde kalır, “Nasıl yani?” diye kocaman açılmış ağzıyla bana bakar, ben de onun o haline gülmeden edemem doğrusu.🙂

Beni yakından tanıyanlar, okul öncesinde verilen yabancı dilin ne kadar doğru bir karar olduğu kanısını sonuna kadar desteklediğimi de bilirler.  Çok şükür ki yaptığım okumalar, aldığım formasyon dersleri, yurt dışında yazılmış makale taramalarım da beni bu konuda sonuna kadar destekliyor. Yada ben onlardan destek alıyorum her neyse..

Velhasılı arkadaşımla bu konuda oturup anlatırken aklımıza okul öncesi kurumlarda İngilizce’nin zorunluluğu ile ilgili herhangi bir çalışma olup olmadığı sorusu geldi. Bildiğim kadarıyla okul öncesi kurumlarının kendisi  daha zorunlu hale gelmemiş. Yani çoğu oldukça faal olmasına rağmen, devletin de bu konuyu desteklemesine rağmen daha bu kreş-anaokulu sistemi bizim ülkemizde tam oturmuş değil. Bir taraftan hak vermemek elde değil neticede şimdiye kadar ülkemiz resmini göz önüne getirdiğimizde benimle yaşıt çok az çocuk kreşe veya anaokuluna gitmiştir. Ben hatırlarım ortaokul zamanlarımda öğretmenler bizi kaldırıp “annen çalışıyor mu?” diye bir soru sorarlar ve sınıfın büyük çoğunluğu ile ben de ” Yok, çalışmıyor. Annem ev hanımı.” derdim. Normal yani o yüzden. Çok büyük bir beklentiye de düşmemek lazım.

Derken efendim biz biraz fazla meraklı insanlar olduğumuzdan, soluğu MEB’in kapısında aldık. Gittik ziyaretçi kartlarımızı aldık, okul öncesi birimine çıktık. Ama ilk kez gittiğimiz için ikimizde de biraz heyecan vardı. Ne de olsa eğitimin en tepesindeki kuruma ayak bastık diye düşünüyorduk. Birimin kapısından içeri girdiğimizde karşılaştığımız manzara pek hayal ettiğimiz gibi olmasa da saolsun oradaki bir beyefendi bize ne tarafa gitmemizi, kimden bilgi alabileceğimizi anlattı. Biz de o tarafa yöneldik. 

Birbirinden büyük camlarla ayrılmış, belli ki yeni denilebilecek bir zaman zarfında dekore edilmiş bir katta onlarca çalışanın olduğu bir odadaydık. Sonra bir bayan bizi yanına çağırdı, hangi konuda yardım istediğimizi sordu. İşte her şey o anda başladı…

Biraz sabırsız birisi olduğumdan ben hemen söze başladım. Sadece İngilizce ile ilgili olmayan bazı alakasız sorularım da vardı. Hepsini tek tek sordum. Sonra sustum. Canım arkadaşım benim kaldığım yerden devam etti soruları yöneltmeye. Ancak ortada bir gariplik olduğu besbelliydi. Nedense karşımızdaki kişi ile aynı frekansta iletişim kurmuyor gibiydik. Her ne kadar kibar bir dille merak ettiklerimizi sormaya çalışsak da aldığımız cevaplar hiç de bizi tatmin edici değildi. Tek bir cümle hatırlıyorum beynimde yer eden. Yer etmekle kalmayan resmen çınlayan. “Ben de dahil pek çok birim sorumlusu uzman ile birlikte bakanlığımız yabancı dil uygulamasının okul öncesi dönemde sanıldığı kadar uygun olmadığını düşünmekteyiz. Bu nedenle okul öncesinde yabancı dil eğitimini (biz her ne kadar tasvip etmesek de bazı kurumlarda uygulanıyor olmasına rağmen) desteklemiyoruz. ” DING DANG DONG… Diye bir şey düştü beynimin tam orta yerine. “Nasıl yani?” diye sordum kendi kendime, zaten o anda da arkadaşımla göz göze geldik. Bizimle ilgilenen bayanın bu konuda kendi çapında bazı savunmaları vardı elbet. Ben de okul öncesi kurumlarında çalıştğımı ve hiçbir şekilde bir olumsuzlukla karşılaşmadığımı anlattım. Tabi ortam biraz gerildi. “Yanlış bir şey hanımefendi, özel kurumlar bunu yapıyor ancak ne kadar verimli oluyor ki?”  ve hemen ardından “çocuk o yaşta daha anadilini konuşmayı bilmiyor, başka bir dili nasıl öğrenecekmiş?” şeklindeki cümleleri peş peşe geldi.🙂 Ne kadar içerlemişse artık, benden çıkardı herhalde hırsını🙂. 

Nitekim aldığımız bu cevaplar ve karşılaştığımız manzara bizi hem hayretler içinde bıraktı hem de kafamızdaki soru işaretlerini arttırdıkça arttırdı. “Herkes kendine göre haklı, denecek bir şey yok, desek de boş” mu demek gerekiyor?

En neticede,

İki genç, güzel,idealist öğretmen olarak gittiğimiz birimden hayal kırıklıkları yaşayarak çıktık. 

Anlamıyorum..gerçekten anlamıyorum. Kim bu insanlar, hangi ülkede yaşıyorlar, hangi çağda yaşıyorlar. Nasıl olur da okul öncesi departmanında çalışan bir kişi çocuk gelişiminden anlamaz. Bu kişi hiç mi ömrü hayatında Chomsky okumamıştır, hiç mi Hume bilmez gerçekten anlamıyorum…Chomsky boşuna mı ömrü boyunca yaptığı çalışmalarla adından söz etmiş, kuramları dünyaca kabul görmüş. Hume boşuna mı “tabula rasa” demiştir. 

Aradan geçen aylar bir şey değiştirir mi bilemem ama, ne yazık ki hala 30 yıl geriden takip ediyoruz medeniyeti. Ama ümitlerim var yine de. Bir şeyler değişecek bir gün biliyorum. Umuyorum..                                                           Ben de her şeye rağmen “Play,Learn and Grow together” diyorum:)


Sevgiler..

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: