//
you're reading...
Çocuk Çocuktur, Havadan Sudan

“Fazla mı iyiyiz acaba?” dediğim bir olay.

Bundan 2 sene önce, hayatımın en büyük deneyimi olan ABD macerasında yaşadığım çok ama çok ilginç ama bir o kadar da beni düşündüren bir anımı paylaşmak istiyorum sizinle. Mevzu yine çocuklar ama kilometrelerce uzaktaki çocuklar.

Şöyle düşünelim, sıradan bir yaz akşamındayız ve bir arkadaş grubumuzla oturup sohbet ediyoruz. Muhabbet daldan dala atlıyor, arada sıkılanlar oluyor ama belli etmiyorlar, kimisinin aklı çoktan başka diyarlara uçmuş gitmiş. Böyle bir ortamda kalabalığın arasında yükselen bir ses tonuyla bir anda bütün algıları açan ve bir o kadar da sıkıcı olan bi cümledir “ben Amerika’dayken…” cümlesi. Bir taraftan merak uyandırırken diğer taraftan içten içe “yine mi ya” sitemleri.

Ne yazık ki böyle başlayacağım ben de anlatmaya ama  inanıyorum ki cümleler tükendiğinde kafanızda şöyle cümleler kuracaksınız. “Evet aslında doğru, galiba böyleyiz, hiç böyle düşünmemiştim, fazla mı iyiyiz acaba? …”

2009 senesinde hayatın bana ne göstereceğini bilmeden, ani bir kararla çıkılmış bir yolculuktu benimkisi. Hedefte çalışmak ve gezmenin olduğu ama benim için ilk sırayı hiçbir zaman çalışmanın almadığı bir macera işte. Orada bulunduğum süre zarfında pek çok iş değiştirdim. En sonunda gittiğimin 2. ayında bir eğlence parkında “bubble gun” yani baloncuk çıkaran tabanca satıyordum. Bana göre çok aptal bir oyuncak olmasına rağmen oranın insanı-ki sadece çocuklar demiyorum farkındaysanız- bayılıyordu bu oyuncağa. Tamam eğlenceliydi kabul ediyorum ama sadece satın alan kişi için eğlenceli olan bir oyuncaktı bana göre.

Orada çalıştığım sürede yüzlerce çocukla tanıştım. Hatta bazılarını asistanım ilan ediyordum ve her gün bana yardım etmeye geliyorlardı. Karşılığında da oyuncakla bol bol  oynamalarına izin veriyordum. Zaten bu sayede asistanlarım günden güne çoğalıyordu🙂 Onlardan öğrendiğim çok önemli ve çoğu zaman bizim bunu fark etmediğimiz bir şey vardı. Çocuk her yerde çocuktu. Aynı şeye üzülen, aynı şeye sevinen, aynı şekilde avutulup kandırılabilen…Başına bir şey gelir diye sokağa yalnız çıkmasına izin vermediğimiz, hasta olur diye dondurma yemeyi yasakladığımız, ateşi çıktığında aman üşümesin diye yapmamamız gerektiği halde üstünü örttüğümüz çocuklarımız.

İşte yurdum insanı, yurdum annesi böyle değil midir? Hanginiz küçük yaşlarda dondurma yemiştir yada hanginiz küçücük çocukken lunaparktaki tehlikeli görünen ama tehlikesiz oyuncaklara binmiştir? Duyar gibiyim “hiçbirimiz” deyişinizi ve görür gibiyim kafanızı yavaş yavaş onaylıyormuşçasına öne arkaya salladığınızı. Ama böyleyiz biz, kıyamaz anne babamız bize. En ufak bir zarar gelmesin diye kol kanat gererler hep. Yaşın da bir önemi yoktur bizim yurdum anne babaları için, 4 yaşına da gelseniz aynı muameleyi görürsünüz 14 yaşına da hatta 40 yaşına da.

Bu şekilde bir yetişme tarzı kafa yerleşmiş şekilde geçirirken orada günlerimi, öyle bir manzarayla karşılaştım öyle cümleler duydum ki bütün doğrularımı alıp götürdü bir anda.

Bir oyuncak vardı parkta “rocket” diye. Bildiğiniz roket yani, hani şu geçen sene İstanbul’a getirilen ve sanal ortamda komik video başlığı adı altında tıklanma rekoru kıran. İşte o oyuncakla yıllar evvel tanışmış Amerikalı. Hatta öyle ki parkın en çok ilgi gören oyuncaklarından biriydi diyebilirim. Genci,yaşlısı, çocuğu upuzun kuyruklar oluştururdu ona binebilmek için. Çocuğu dedim dikkat ettiyseniz..

Bir akşam Rocket’in önünde ağlayan bir çocuk gördüm, yanında annesi vardı. Zenci bir aile, şirin mi şirin bir kız çocuğuydu ağlayan. Merak ettim izlemeye başladım olanı biteni. Sonra anneden şu cümleyi duydum ve dehşete düştüm. “Korkmana gerek yok, bak herkes biniyor,kimseye bir şey olmuyor,sen de binmelisin ve korkularınla yüzleşmelisin.” Ortada bir gariplik vardı sanki. Bir an kendi ülkemi düşündüm, bizde olsa çocuklar binmek ister oyuncaklara ama anneler babalar izin vermez.:) Nasıl oluyordu da bir anne , tahminimce daha 10 yaşına bile gelmemiş çocuğunu o korkunç oyuncağabinmesi için ikna etmeye çalışıyordu? Sonra gözlemlerime daha dikkatli devam ettim ve abartmıyorum her gün buna benzer bir olaya tanık oldum. Sadece rocket için değil elbet diğer oyuncaklar için de anne babalar çocuklarına bu şekilde davranıyorlardı.

Sonra şöyle düşündüm. Acaba biz mi çok iyi niyetliyiz?

Her durumda değil ama bazı durumlarda böyle davranmak gerekiyor belki de. Daha küçük yaşta bazı tehlikeleri göze alabilen bir birey yetiştirmek ileri yaşlara yapılan bir yatırım olabilir mi acaba? Ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gitmişti o annenin çocuğuna kurduğu cümleler.

İşin en acısı da ne biliyor musunuz, ben o oyuncağa binemedim😦

Sevgilerle..

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: