//
you're reading...
Öğretmenlik Mesleği

iyi bir yönetici iyi işlerin kapısını buyrun diye açar..

Merhaba..

Birkaç gün oldu ps başına oturmayalı, ama bu öyle bir visürmüş ki bu paylaşım kardeşliği, yazmadığım günler çok feci vicdan yapmaya başladım.

Başlık attım atmasına da, çok alakasız bir giriş yaptım sanırım. Ama yok yok merak etmeyin şimdi hemen konuya giriyorum. Şimdi durduk yere nerden çıktı bu “yönetici vs vs meselesi?”
 
 
Üniversite yolculuğu sonrası çıktığım iş hayatı yolcuşlukları arasında dolaşıp dururken en çok dikkat ettiğim husus çalıştığım yöneticilerdi. aslında pek çok kimsenin dikkat ettiği hatta çoğu durumda dikkat etmek zorunda olduğu hususlardan biridir bu yöneticiler.ilk iş gününden itibaren göz önündedir yöneticiler. nasıldırlar, odaları nasıl döşenmiştir, ne giyerler, ne yerler, ne içerler bunların hepsi göz ucuyla kapı aralığından bakılıp yanıtlanmaya çalışılan sorulardır aslında. kim ne derse desin bir yönetici o koltuğa oturduğu andan itibaren gelecek olan bakışlara da hazırlar kendini öyle değil mi?Ama öyleleri vardır ki o yönetici koltuklarında, dönüp dönüp baksanız, kapı aralığına sığmayıp içeri aksanız bile inanamazsınız çünkü o kişi sizin bütün kalıplarınızın dışına çıkmıştır bile. her ne yaparsanız yapın onu o kalıplaşmış orta yaş sendromlu yönetici triplerine giren, gençlerle iletişim kurmak yerine ” cahilliğine veriyorum ama hatanı düzelt, ah şu gençler…” diyerek onlardan yakınan bir yönetici kılığına sokamazsınız artık. İşte ben böyle birisini tanıyorum. allahım bin şükür bana da nasip ettin öyle birisiyle tanışmayı. hele de bu genç yaşımda bu nasıl bir şanstır böyle. vallahi söylemeyeyim diyorum ama galiba allahın sevdiği kullarından birisiyim ben de..yaşasııın:)Velhasıl, geçtiğimiz dönem başında tam da tarif ettiğim “hero” yöneticimle tanıştım. daha ilk tanıştığım günden itibaren yakınlık hissetimiştim kendisine. neden mi?

Çünkü o hiçbir zaman çalışanlarını rencide etmeyen, onlara güzel sevgİ sözcükleri söyleyen ama bunları gerçekten içten söyleyen, yeri geldiğinde elini masaya vuran ama hakedene hakkını sonuna kadar veren. Maddiyattan öte manevi anlamda çalışanını doyuran birisiydi.

İyi niyet, iyi kalpliliğ, merhamet çok ayrı duygular bana kalırsa. bir çok işverenin gözden kaçırdığı öyle noktalar var ki.

Birincisi çalışanın hayallerine ortak olabilmek, hayallerinin gerçekleşeceğine inansa da inanmasa da onun yanında olduğunu hissettirmek.
İkincisi gerçekten sevmek, severmiş gibi yapmamak.
Üçüncüsü yüreğiyle gülümsemek ağzıyla değil. dişleri göstermek gülmek olmuyor bana göre.
Dördüncüsü, işleri berbat etse bile bardağın dolu tarafını görebilen, motivasyonu yenden kazandırabilen kişidir yönetici.

Devam etsek üç beş on diye devam eder tahminim. o yüzden çok da abartmaya gerek yok. yüz temel eser misali hikayenin çok kısa özetini verir, daha fazlasını kimsenin okumasına gerek kalmaz. çünkü herkes artık hikayenin ne olduğunu biliyordur.

Ben bir yönetici değilim.
Ben bir lider değilim.
Ama ben bir çalışandım, çalışanım ve bir süre daha çalışan olacağım.
Dolayısıyla ben hiçbir zaman hiçbir şeyin doğru olduğunu söylemiyorum ama doğru gördüğümü söylemekten de çekinmiyorum.

Bu yazıyı yazmamı sağlayan kişiye teşekkürlerimi bir borç bilirim. ki kendisi bu yazıyı okursa kendinden bahsettiğimi anlayacaktır.
yaşasıın yaşasıın çok seviyorum böyle mistik şifreleri..ee malum bu ülke sever şifreleri😛

Sevgilerle..
İyi ki varsınız
İyi ki varsın hayat🙂

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: