//
you're reading...
Alıntı Makaleler, Yaratıcı Drama

Yaratıcı Drama ile ilgilenenlere..

Merhaba🙂

Bugün sizlerle Sevgili Nevin Eracar’ın kendi blogunda paylaştığı bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Kendisi Aurapsikoterapi Sanatla Eğitim Merkezi kurucu ve yöneticisidir. Aynı zamanda Klinik Psikolog Psikoterapist, Eğitimci olarak da psikodrama alanında etkin bir şekilde faaliyet göstermektedir. 

Geçenlerde kendisinin bloguna bir göz gezdirirken drama ile ilgili çok güzel bir söyleşisini okudum. Okur okumaz hemen burada da paylaşmak istedim. Az çok drama ile ilgilenen herkesin kafasındaki soru işaretlerine cevaplar bulabildiği bu yazıda psikodrama ve yaratıcı dramanın ilişkisi üzerine fikirlerini belirtmektedir.

Yazının bir kısmını burada alıntılayacağım ve kaynak siteyi de sayfanın altına not edeceğim. İlgilenenler yazının devamını hocamızın kendi sitesinden okuyabilirler.

Söyleşi Sevgili hocamız “İnci San”ın Yaratıcı Drama tanımı ile devam etmektedir.

Uğur Değirmencioğlu ile
“Psikodrama ve Yaratıcı Drama İlişkisi, Benzerliği ve Farkı”üzerine söyleşi
Eğitim, ve sağlık alanlarında zaman zaman Psikodrama ve yaratıcı drama alanlarının karıştırldığını, ya da bu iki alanın yer yer karıştığını biliyoruz. İnsan gelişimi, ruhsallığı ve eğitim üzerine eğilen bu iki disiplinin  bazen karıştırldığına da rastlanıyor. Belki farkları değil de benzerlikleri daha çok önemseme eğilimine  yakınız.  Belki yakın ve benzer olan her şey için farkları özenle ve dikkatle ayırmalıyız. Her birinin bir bütün olabilmesi için…
Psikodramanın Türkiye’deki gelişim serüvenine bakınca aşağı yukarı aynı zamanlara denk düşen bir başka öykü yaratıcı drama alanında karşımıza çıkıyor.  Bu beraber gidiş 1980’li yıllarda başlıyor. Her iki alanın da yakın zamanlarda sahneye çıkışı belki de eğitim ve ruh sağlığı alanlarında var olan ihtiyaçların daha dikkat çekici hale gelmesine bağlanabilir. Benzerliklere vurgu eğiliminin bu alan ortaklığı ile de bağı olabilir belki.
Tüm bu olasılıkları gözden geçirmek ve bu iki alan arasındaki farkları konuşmak üzere Uğur Değirmencioğlu ile bir söyleşi yapmanın doğru olacağını düşündüm.  Kendisini ’99 Marmara depremi sonrasında İstanbul Şehir Tiyatroları Harbiye, Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde bir toplantıda tanımıştım. Toplantı deprem bölgesi için kimin ne yapabileceğini aramak üzere planlanmıştı ve tabi ki havanda su dövülen bir toplantı idi. O günden kalan tek  önmeli şey  Uğur’u tanımak oldu. Daha sonra pek çok çalışmada düşünce, eylem, üretim, çıkarım ve tabi ki heyecan paylaşımlarımız oldu. Bunlardan belki de bu yazı açısından en önemlisi 2001 yılında B.Tunak İle yürüttüğümüz Psikodrama eğitim grubunda psikodrama ve yaratıcı drama arasındaki farkları aradığımız ortak grup çalışması olmuştur. İki günlük bir maraton sürecini içeren bu buluşmanın   gerek biz eğitimci psikodrama  grup liderleri, gerekse grup üyesi öğrencilerimiz için hayli verimli ve bir o kadar aydınlatıcı olduğunu net bir şekilde hatırlarım.
Öözellikle farklar üzerine odaklanan bu yazıyı biraz da bu deneyimlerin etkisiyle düşündüm. Kendisine telefonda bu isteğimi belirtince aynı gün bana 15 sayfalık bir tanıtıcı metin yolladı. Böylece özellikle tanımlar, teknikler ve tarihçe açısından ön bilgilerin ışığında söyleşme şansımız oldu. Bu yüzden, söyleşi notları arasında yeri geldikçe bu bilgileri ekleyerek sundum sizlere.
Uğur’la, Cihangir’de kimbilir tarihin hangi sayfasından arta kalmış güzel ve özel bir mekanda, onun evinde buluştuk. Şubat ayının soğuğu ve yoğun geçen bir haftanın ağırlığı, yerini sıcak bir soluk,  güzel tınılar, ve heykeltraş Ayşe Değirmencioğlu’nun mutfağından nefis tadlara bıraktı. Hem ısıtma hem pişrme işlevi gören bir ocağın (şömine demiyorum) eşliğinde yaklaşık 2 saat süren söyleşimiz uzun akşam muhabbetinin öncüsü oldu…
Tanımİnci San yaratıcı dramayı şöyle tanımlar: “Yaratıcı drama; doğaçlama, rol oynama v.b. tiyatro ya da drama tekniklerinden yararlanılarak, bir grup çalışması içinde, bireylerin bir yaşantıyı, bir olayı, bir fikri, kimi zaman bir soyut kavramı ya da bir davranışı, eski bilişsel örüntülerin yeniden düzenlenmesi yoluyla ve gözlem, deneyim, duygu ve yaşantıların gözden geçirildiği ‘oyunsu’ süreçlerde anlamlandırması, canlandırmasıdır. Ancak, yaratıcı eğitsel drama çalışmaları 1) tiyatro yapmak 2) oyunculuk değildir.” 

Nilgün Tuluk, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Yaratıcı Drama Bölümü
alıntının devamı için: http://nevineracar.blogspot.com/2012/01/drama-kavramindan-tureyen-bir-duet.html?spref=fb

not:

bu paylaşımdaki görseller kendi katıldığım yaratıcı drama atölyelerimdendir.

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: