//
you're reading...
Genel İngilizce

İngilizce Düşün(me)!

Dünyaca ünlü bir efsanenin tam da ortasındayız, hem de uzun yıllardır. Bu efsane bize dedelerimizin dedelerinden mi kalmış diye de düşünmüyor değilim ara sıra. Öyle ki dedelerimizden kalmasa bile biz kendimizi bilir hale geldiğimizde ilk öğrendiğimiz efsanelerden oluvermiş ne yazık ki. 

Kendimi de bir zamanlar inandırmaya      çalıştırdığım, hatta yapamadığım için, anlayamadığım için kabahati kendimde bulup gereksiz öz güven kaybı yaşadığım bir efsane ile baş başaydım. Bilirsiniz efsaneler her daim vardır ama kimse onların gerçekten var olup olmadıklarını bilmez. Hatta çok alakasız ama aklıma gelmişken paylaşayım, efsane deyince aklıma dünyaca ünlü İngiliz efsanesi “Beowulf” geldi. İngiliz Edebiyatı ile ilk tanıştığımızda bilmeyene uzaylı muamelesi yapılan o büyük efsane. Nedense arada benzerlik kurduğumu varsayıyor ve hemen konumuza dönüyorum.

“İngilizce öğrenmek istiyorsan İngilizce düşünmeyi öğreneceksin.”

İşte bu cümleyi öylesine efsaneleştirdiler ki ister istemez onun varlığına inanıverdik biz de. Dedim ya ben de çok inanmak istedim bir zamanlar. Ama beceremedim. Olmadı..

Yahu şimdi eğrisi doğrusu, kendi dilimizde düşünmeyi bile çok beceremezken nasıl olacak da başka bir dilde düşüneceğiz biz, biri bana bunu da anlatsın lütfen.

Yada, yaşadığımız canım ülkemde her metrekarede konuşulan anadilimizi üstüne üstlük ortalama 15-30 kelime ile gün geçiren bir millet olarak nasıl olacak da bir başka dili hem de onun gibi düşünerek öğreneceğiz? Biri bana bunu da anlatsın nolur..

Ben buna inanmıyorum ve sadece bunu bir efsane olarak görüyorum.

İnanmadığım için zayıf mıyım, eksik miyim? Tabi ki hayır. 

Bana göre dil tamamen maruziyet ile tam olarak öğrenilebilir. Bir dile maruz kalmaz isek o dili sadece ana arterleriyle doğru bir şekilde öğrenebiliriz. Bu bir noksanlık değildir, mümkündür yada değildir, evet mücadele ister dil öğrenmek, pes etmemek ister, en ufak detaya bile yeri geldiğinde takılıp saatlerce onu kafada netleştirmek ister. Ama en önemlisi de bence ona olan ön yargılardan kurtulup sadece ona keşfedilmeyi bekleyen gizli bir cennet gibi bakmak ister.

Bence siz de size söylenen “İngilizce düşün!” cümlesini önce bir kez kendiniz düşünün. Sonra onu söyleyen kişiden bu cümlenin içini doldurmasını isteyin. Ne demek istiyormuş bu cümleyle, nasıl olacakmış o iş?

Belli ki ortada bir kavram karmaşası var, bunu gidermemiz gerek.

Bana kalırsa önce Türkçe düşünmek gerekiyor, her kurduğumuz cümlenin aslında kafamızda programlanmış cümleler olduğunu, sorulan sorulara artık otomatik yanıtlar verdiğimizi, aslında gündelik dilimizin hiç de düşünülerek kurulan cümlelerden oluşmadığını…galiba önce bunları düşünmek gerekiyor, yani önce kendi dilimizi düşünerek konuşmayı öğrenelim ki sonra elbet İngilizceyi de İngilizce düşünmeyi(!) de öğrenebiliriz.

Diyorum ve sevgilerimi sunuyorum🙂

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: