//
you're reading...
Öğretmenlik Mesleği, Genel İngilizce, Okullardaki İngilizce Dersleri

Çocuk yaşta yabancı dil öğrenmek mi?

Evet kulağa ne kadar da zor ve uğraş gerektiren bir olgu gibi geliyor öyle değil mi? Aslında bir bakıma öyle de.  Ama ya oluyorsa?

Uzun yıllardır milyon tane eğitimci, milyon tane pedagog için araştırma konusu olan bir alandır dil eğitimi. Peki ya nasıl olur bir çocuğa yabancı dil öğretmek?

Ben de bu konuda asırlık bir uzman değilim elbet ama edindiğim bilgiler ve gözlemlerimi paylaşmak istiyorum sizinle.

Bir önceki yazıda az çok bir çocuğun gelişim döneminin ne kadar önemli olduğuna giriş yaptım. Bilmemiz gereken, ezberlediğimiz gibi olmayan ve detaylıca kafa yormaya gerek olan bir konu olduğuna da.

Bir çocuk ile yabancı dil çalışıyorsak öncelikle bilmemiz gereken onlara kaldırabileceklerinden fazla sorumluluk yüklememektir. Biz büyükler bile fazla yükün altına girdiğimizde pişman olup vazgeçmek istiyoruz ki bir çocuk için bu çok daha tehlikelidir. Çünkü bir çocuğa istemediği bir şeyi zorla asla yaptıramayız. Onlar bizim gibi değillerdir, kuralları kendileri koyarlar ve kimsenin kurallarına da uyma zorunluluğu hissetmezler. Dolayısıyla hele ki dil öğretiminde eğer ki hoşlarına gitmeyen bir nokta olursa o anda kendi kurallarını koyarlar ve arkalarına bile bakmazlar. Ta ki büyüyüp olgunlaşıp, pişman olana dek. Bu da çok ama çok geç olabilir.

İngilizce üzerinden gidersek bir çocuk için eğer ana dili ingilizce değilse zaten en baştan bilmediği bir şeyi öğrenme gereği onu vazgeçirmeye tetikleyicidir bile. O nedenle ingilizceyi bir zorunluluk değil tamamen bir oyun gibi görmelidir. Aradaki farkı elbette ki bilmektedir, oyun oyundur ders derstir. Ama çocukların bir güzel özellikleri de bizler gibi katı ön yargılara sahip olmamalarıdır. Gözlem yapıp kabullenebilirler. Kabul ettirici olgunun çok sağlam olması şartıyla tabi.

Özellikle bilmemiz gereken bir diğer özellik de çocukların dile bütüncül yaklaşmalarıdır. Yani bir konuya hiçbir zaman tek yönlü yaklaşmazlar. Bu nedenle öğretmen de sınıfta bütüncül yaklaşım sergilemelidir. Öğrencinin önceden belirlenmiş bir eğitim modeline uyum sağlamaya çalışmasını bekleyen bir öğretmen daha ilk günden oyunu bozmuş demektir. Öğrencinin yaşantısı, deneyimleri, çevresel algılama biçimi, yetiştiği çevre ve kültür gibi pek çok dış olgu eğitimin içinde var olmalıdır. Bu nedenle birden fazla kanaldan ona ulaşmaya çalışmak gerekmektedir.

Özet olarak maddeleştirmek gerekirse;

1. Eğitimin içinde bir dolu aktivite olmalıdır. Aktiviteler de onların gelişim dönemleri dikkate alınarak hazırlanmalı, çocuğun anlayabileceğinden fazlası çocuktan beklenmemelidir.

2. Eğitim içinde verilen ve uygulanması beklenen görevler çocuk tarafından kolaylıkla yerine getirilebilmelidir ki bu çocuğu çok iyi motive eder.

3. Yaş grubu küçük ise çoğunlukla sözel aktarım yapılması gerekir çünkü yazı yazma ve okuma becerisi konuşma ve anlama becerisinden bir süre daha sonra gelişir.

4. Yazılı olarak verilen bir eğitimde gerekli süre ve verilmesi gereken bilgi dikkate alınmalıdır. Yani bilindiği üzere bir çocuk çok hızlı yazı yazamaz ve yazı yazmak çocuğu yorar. Dolayısıyla tahtayı yazıyla doldurmak çocuğun motivasyonunu kırar ve enerjisini düşürür.

5. Verilen aktivite veya etkinliklerin çocuğun kendi fikirlerini de yansıtacak şekilde hazırlanmalıdır.  Çocuk kendi keşfettiği bir bilgiyi etkinliğe aktardığında bilgiyi en verimli bir şekilde sindirir ve gözlerinde başarı hazzı görülür.

6. Aktivite veya etkinlikler eğlendirici olmalıdır ki eğlenceli bir aktivitenin aynı zamanda unutulmaz olacağı bilinmelidir. Çocuk ne kadar çok öğrenirse değil ne kadar çok eğlenirse öğrenmeye istekli olur.

7. Eğlenceli aktivitelerin bireyselden çok grup çalışmalarına yatkınlığı arttırıcı etkisi olmalıdır. Çocuk, iletişim ve etkileşimin önemini grup çalışmaları ile anlar ve sosyal olarak da eğitim sürecine katılmanın önemini fark eder.

Maddelere göz atınca aslında hemen hepsinin bildiğimiz şeyler olduğunu görüyoruz, önemli olan bunlara sıklıkla göz atıp, aklımızın bir köşesine ataçlamak.

Haydi hepimize kolay gelsin…

Tartışma

2 thoughts on “Çocuk yaşta yabancı dil öğrenmek mi?

  1. Aslında ne kadar kolay, ama aynı zamanda ne kadar zorlar… Onlar aslında dil öğrenmeyi “oyunun kuralı” olarak algıladıklarında şaşırtıcı derecede başarılı oluyorlar. “Bir oyun oynuyoruz. Ama bu oyunda kimse Türkçe bilmiyor” dendiğinde ne kadar müthiş işler çıktığını kendi gözlerimle gördüm. Çünkü o çağda onların boyun eğdiği tek kural var: oyun kuralları. Bir çocuk diğerine “Sen yandın, çık!” dediğinde, oyunun kurallarını ihlal etmiş olanın itirazı bile sönük oluyor. Çok doğru, bizim kurallarımızı asla kabul etmiyorlar, kendi kuralları ve oyunun kuralları onlara her şeyi yaptırabiliyor.

    Posted by Ayşe Hümeyra | Mart 3, 2012, 8:12 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: