//
you're reading...
Havadan Sudan

Ankara’da yaşamak

Ankara’da yaşamak diye bir başlık koymak geldi içimden. Çok şeyler yazıldı, çok şeyler söylendi bununla ilgili ama nedense modası da geçmedi hiç.

Hayatımın en doludizgin yıllarını geçirdim Ankara’da. Hala da devam ediyorum bu şehirle yaşlanmaya. Topu topu 7 yıldır Ankarada’yım ama bir Ankaralı kadar da alıştım bu şehre.

Bana göre nasıl mıdır Ankara?

Ankaralı olmak nefret ettiğiniz bir şeye içinizden gelmeyen o sevgiyle bağlanmaktır. Ankara bana göre böyle bir şehirdir, yıllardır yaşadığım ama bir türlü sevemediğim bir o kadar da beni kendine bağlayan ve vazgeçemediğim bir şehir. Ben buna tutku diyorum, ben buna alışkanlık diyorum..

Kışların çekilmez olduğu, soğukla baş edemeyip “artık pes ediyorum, terk edeceğim seni”  dediğim anda baharı karşılamaya başlayan ve güneş yüzünü gösterdiğinde yine bir kez daha terk etmekten vazgeçtiğim bir şehirdir Ankara.

Sevdiklerimle bir araya geldiğimde bolca kenti şikayet ettiğim ama onlardan ayrıldığımda şikayet ettiğim yerin sevdiklerimle var olduğu anladığım şehirdir Ankara.

Ankara olmadan sevdiklerim, sevdiklerim olmadan Ankara olmayacağının farkına varmaktır Ankara..

Yüksel caddesindeki mitinglerden, kalabalıktan yaka silktiğim ama o kalabalığı görmediğimde içinizde bir yerlerde bir boşluğun olduğunu fark ettiğim bir şehirdir Ankara.

Buraya ilk geldiğimde, o kocaman ağzıyla beni yiyeceğini düşündüğüm bir dev iken geçen zamanla benim de onu yiyebilme ihtimalim olduğunu düşündüren şehirdir Ankara.

4 milyonluk nüfusa sahip, bilmem kaç metrekare yüz ölçümü olan şehirde, “haydi buluşalım” denildiğinde ilk akla gelen yerin “Dost Kitabevi” olmasıdır Ankara..

Eğer “Dostun önü kalabalık olur” diye düşündüysek de yine refleks olarak  “iyi o zaman YKM nin önünde buluşalım” deyiverdiğimiz şehirdir Ankara.

Güzel giyimli genç kızları uzaktan gördüğümüzde “bu Ankara ne kadar güzel bir şehirmiş meğer” dediğimiz ama o kızların yanımızdan geçerken “dokuz” a

dohuz” demeleridir Ankara.

Akşam saatlerinde hareketlenmeye başlayan sokaklarının insana umut verdiği ancak birkaç saat sonrasında görmek istemeyeceğimiz bir kabusa bürünüveren bir şehirdir Ankara.

Arkadaşlarımla gezerken karnımın acıktığını fark ettiğim anda akabinde refleks bir cümle olarak “haydi dönerciye!” deyiverdiğim bir şehirdir Ankara.

Her simit alışımda “bizim oranın simidine hiçbir şeyi değişmem” dediğim ama yine de o beğenmediğim simidi yemekten de asla vazgeçmediğim şehirdir Ankara.

Güvenpark hakkında ne kadar hoş olmayan cümle varsa her birini sarf edip de yine de Kızılayda olduğum anlarda gidip orada oturmamdır Ankara.

Her sene başında “bu sene tiyatroya mutlaka gidelim, hatta her hafta rutinimiz olsun” dediğimiz ama rutin hale getirmek bir yana, bilet bulduğumuzda hazine bulmuş kadar sevinip en az 10 kişilik bir arkadaş grubuna haber salmaktır Ankara.

Her gün aynı saatlerde aynı yerlerde olduğunuz aynı insanları görüp görebileceğiniz nadir şehirlerdendir Ankara.

Sabahları yollarda sessizce işine yetişmeye çalışan takım elbiseli ve döpiyesli insanlar görürken, akşam belli bir saatten sonra bolca yüksek sesli, düşük bel kot pantolonlu, bonus saçlı veya keçi sakallı tipleri görebilmektir Ankara..

Ankaralı olan veya olmayan bir kişiye göğsümü gere gere “Eskişehirliyim ben.” diyebilmenin hazzını yaşamaktır Ankara.

İşte böyle de garip bir tutkudur Ankara..🙂

Sevgiler…

Tartışma

6 thoughts on “Ankara’da yaşamak

  1. “Ankaralı olmak nefret ettiğiniz bir şeye içinizden gelmeyen o sevgiyle bağlanmaktır.” Bayıldım buna! Yılmaz Erdoğan’dan bir alıntı eklemek istiyorum ben de, bana Ankara’yı anlaşılmaz bir sevgiyle sevdiğimi fark ettiren:
    “Öyle deme,
    Ankara’yı sevmeyene bir zulümdür
    Bu kadar insanın Ankara’yı neden bu kadar çok sevdiğini anlamadan
    Ankara’da yaşamak…”

    Posted by Ayşe Hümeyra | Nisan 26, 2012, 11:39 am
  2. Ankara’ya ilk kez gelen herkes gibi deniz yok, resmiyetin barındığı bir şehir…sözcüklerini sıralarken, şimdi ardıma dönüp baktığım zaman burada olmanın anlamlandığını hissediyorum. Kaleminize sağlık.

    Posted by arzununarzusu | Nisan 27, 2012, 8:48 am
  3. canım inan katıla katıla güldüm çok ama çok güzel olmuş edebi dilin mizahın harikasın Burcum , bayıldım yemin ederim en çok da dohuz diyen kızlara bittim o noktada, canım benim daha birçok yazılarını bekliyoruz öpüldünnnn :*

    Posted by gulten silindir | Nisan 27, 2012, 10:14 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: