//
you're reading...
Çocuk Çocuktur, Okul Öncesi

Onlar çiple çalışmıyorlar…

 

 ImageMerhaba..

Yeni bir eğitim öğretim yılı başladı. Çoluğu çocuğu, velisi delisi dolduruyor okul bahçelerini. Servislerin biri gidiyor, diğeri geliyor. Eksik kalmış malzemeler, kitaplar, çantalar, beslenmeler derken çarşılar hala tıklım tıklım. Hele de okul hayatına çok alışık olmayan oyun çocukları ve aileleri için…

Başlayan yeni dönem aşırı ciddiye alınan, neredeyse devlet töreni haline getirilen toplantılarla, bilgilendirme buluşmaları ile gelecek günlerin yoğun ve yorucu geçeceği mesajını veriyor.

Toplantılar..Çocuklarının iyi bir gelecek sahibi olmaları için ilk temellerinin atıldığı okul öncesi dönemlerinin vazgeçilmezleri. Minik minik sıralara oturan sıra sıra anne, baba, hala, dayılar..Hepsinin kafasında aynı sorular, öğretmenlerde de keza aynı çaba. Her şeyin yolunda gitmesini umut eden veliler ve bu umudu enerjilerini son haddeye kadar kullanmaya söz vererek yeşerten öğretmenler.

Geçtiğimiz haftalarda böyle bir toplantıya katıldım, henüz 3-4-5-6 yıl önce dünyaya getirdikleri evlatlarını bize emanet eden velilerin gözlerindeki heyecanı ve kafalarının üstündeki soru balonlarını gözlemlemeye başladım. Okul öncesi deyip geçmemek lazım, ne de olsa aileyle başlayan temel eğitim süreçleri okul hayatı ve öğretmenlerle zenginleşiyor ve veliler de bu durumda hem maddi hem manevi pek çok yükümlülük altına giriyorlar. Ardı arkası kesilmeyen sorularla sınıf öğretmenleri sıkıştırılıyor ve sıra biz branşçılara geliyor.

Sınıfa girer girmez başlıyor soru bombardımanı. “biz çocuğumuzun İngilizce öğrenmesini istiyoruz ama o daha çok küçük, Türkçeyi bile çok iyi konuşamazken nasıl İngilizce öğrenecek?” sorusuyla başlıyor her şey. Sonrasında da “şu anda oyun çağında olan bir çocuk nasıl olacak da İngilizce dersi dinleyecek, çok sıkılır hiçbir şey öğrenemez.” diye devam ediyor.

Daha nicesi geliyor arka arkaya, hepsine en dürüst en açık cevapları vermeye çalışıyorum. Onların yaş grubunu iyi tanıdığımı, bunun eğitimini aldığımı ve hangi yaş ile nasıl ilgileneceğimi bildiğimi söylüyorum. Çocuklarının sıralara oturup ders dinlemeyeceğini anlatmaya çalışıyorum, İngilizce nin bir dil olduğunu ve bu soyut kavram hakkında elbette onların bizler gibi farkındalıklarının olamayacağını, bolca oyun oynayacağımızı anlatmaya çalışıyorum. Bazı veliler o kadar eminler ve teslim ediyorlar ki canlarını bize en ufak tereddütleri bile olmuyor. Bu güveni hissetmek çok güzel. Ama ya bazı aileler…

Bazı aileler ne yazık ki çocuklarının bu dünyaya 20li yaşlarda geldiklerini sanıyorlar ve kusura bakmasınlar ama sanki çocukları at yarışındaymış gibi davranıyorlar. İnanıyorum ki her anne baba çocuğunun gelecekte iyi yerlerde olmasını istiyor ve malum ülkemiz şartlarında ne kadar erken fazla başarısı olursa geleceğinin o kadar rahat geçeceğini düşünüyorlar. Bu düşünce elbette yanlış değil ama kaçırdıkları ufak ayrıntılar var ve ne yazık ki bu ufak ayrıntılar ilerleyen yaşlarda baş göstermeye başlıyor.

Velhasılı yaptığımız toplantılardan birinde bir veliden şöyle bir yorum aldım, “hocam benim çocuğum geçen sene de İngilizce dersi aldı ama ben ona söyle bakalım kırmızının ingilizcesi ne diye soruğumda cevap veremiyor, bildiğini biliyorum ama sorunca söylemiyor ve ben biliyorum ki en fazla 50 kelime öğrenmiştir. Siz bu sene benim çocuğuma 200 kelime öğretebileceğinizi düşünüyor musunuz, bunu yapabilir misiniz çünkü ben çocuğumun en az 200 kelime bilmesini istiyorum…”

“küçük yaşta dil öğrenmek önemli bir şey peki bir kaç sene bu şekilde dil eğitimi alsa konuşabilecek düzeye gelir mi benim çocuğum?”

lay la lay laaa…önce derin bir nefes alıyorum. 

ImageBirincisi..sevgili veliciğim çocuğunuz her şeyden önce bir çocuk bunu ikimiz de biliyoruz, o tam öğrenme sürecinin ortasında gayet konsantre olmuş bi şekilde aktiviteye katıldığı anda sınıfa bir sinek girerse onun için öğrenme orada bitmiştir. Bakar durur sinek nereye gidecek nereye konacak diye..yada o anda sizinle hafta sonu gideceğiniz piknik alına gelir ve “biliyomusun ööretmenim biz hafta sonu babamla pikniiiee gitceeezzz” diyebilir. yani demek istediğim ilgileri o kadar çabuk dağılıyor ki kullandığımız özel yöntemler bile bazen o hayallere yetişemez ve hiçbir zaman bir beyaz eşya gibi garantisi olmaz öğrenilen kelime sayısının.

Ayrıca, çocukların çiple çalışan birer aygıt olmadığını hatırlamak gerekiyor ki sonrasında hayal kırıklığına uğramayalım🙂

Her çocuğun kendine göre bir kapasitesi vardır ve bu kapasiteyi ne zaman maksimum düzeyde kullanır ne zaman daha minimumdur bu da tamamen onun o günkü vaziyetine kalmıştır. O nedenle yaptığım toplantılarda velilere beklentilerini çok yüksek düzeyde tutmamaları gerektiğini hatırlatıyorum ayrıca Türkçe konuşulan bir ülkede olduğumuzdan çocuk her ne kadar gün boyu İngilizceye maruz kalsa da okuldan çıktıktan sonra ister istemez yine Türkçeye maruz kalıyor ve bu da hatırlama düzeyini azaltmakta önemli bir faktör.

 Çocuklarımız bizim hayatta en değerli varlıklarımız lütfen onlara çocuk olduklarını unutturmayalım, bugün öğrendiği bir kelime yabancı dil ilerleyen hayatında zaten önüne çıkacaktır. Farkında olmadan öğrenilen bilgiler daha kalıcıdır ve unutulması zordur.

O yüzden, sakin olun, panik yapmayın sevgili veliler🙂

 

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: